05 Şubat 2026 - Gidiyoz.biz
Mardin – Midyat: Taşın Hatırladığı, Zamanın Unutamadığı Bir Yolculuk
Mardin – Midyat: Taşın Hatırladığı, Zamanın Unutamadığı Bir Yolculuk Bazı şehirler vardır; içine girersiniz ama aslında içinize girer. Mardin işte onlardan biridir. Bir şehir düşünün; sabah güneşinde altın rengi olur, akşam ise bakır gibi kızarır. Her taşında bir dua, her sokağında bin yıllık bir sır gizlidir. Mardin’e ilk baktığınız an şunu fark edersiniz: Burası bir şehir değil… Bir zaman arşividir. Mardin’e Giriş: Bir Uçağın Camından Değil, Bir Masalın İçinden Mardin’e yaklaşırken ovanın ortasında yükselen o sarı taş denizi, insana “Burası başka bir yer” dedirtir. Mezopotamya Ovası ayaklarınızın altında sonsuza kadar uzanırken, Mardin sırtını dağa yaslamış bir bilge gibi sizi karşılar. Burada binalar yukarıdan aşağıya değil, zamandan bugüne doğru dizilmiştir. Artuklu mimarisiyle yapılmış evler, dar sokaklara dökülen taş kemerler, kapı tokmaklarındaki işlemeler… Hepsi bir zamanlar burada yaşayan Süryani’nin, Kürt’ün, Arap’ın, Türk’ün, Ermeni’nin ortak hatırasıdır. Ulu Cami: Taşın İçindeki Sessizlik Mardin Ulu Camii’ne girdiğinizde dışarıdaki kalabalık bir anda yok olur. Minarenin gölgesi taşlara düşerken, içeride insanın kalbine bir sükûnet yayılır. Bu cami sadece ibadet edilen bir yer değil; bin yıldır susarak anlatan bir hikâyedir. Burada taşlar konuşmaz… Ama her şeyi hatırlar. Deyrulzafaran Manastırı: Güneşin Altın Olduğu Yer Mardin’den biraz uzaklaşınca, bir başka dünya başlar. Deyrulzafaran Manastırı… Bu yapı sadece bir manastır değildir; Güneş Tapınağı’nın üzerine inşa edilmiş bir zaman köprüsüdür. Burada bir taşın üzerinde Roma vardır, altında Süryani vardır, en altında Mezopotamya vardır. Avlusunda yürürken şunu hissedersiniz: Burada zaman durmuş değil… Üst üste binmiştir. Midyat: Gümüş, Sabır ve Taşın Şehri Mardin’den Midyat’a doğru yola çıktığınızda, sanki bir film sahnesinin içine girersiniz. Yol boyunca taş evler, üzüm bağları ve uçsuz bucaksız toprak size eşlik eder. Midyat’a vardığınızda ilk fark edilen şey: Burada her şey işlenmiştir. Taş işlenmiştir. Gümüş işlenmiştir. Ama en çok da sabır işlenmiştir. Midyat telkârisi sadece bir takı değildir; Her ilmek, bu coğrafyada yaşamış bir halkın sabrını taşır. Midyat Konuk Evi: Bir Diziden Daha Fazlası Birçok kişi burayı dizilerden tanır ama gerçekte burası, Süryani taş mimarisinin bir şaheseridir. Avlusuna girdiğinizde yankılanan ayak sesleri, yüzlerce yıl önce burada dolaşan insanların adımlarıyla karışır. Burada bir kahve içmek, sadece kahve içmek değildir… Bir zamanla sohbet etmektir. Bir Akşamüstü: Mardin’de Gün Batımı Ve sonra… Gün batımı gelir. Mezopotamya Ovası turuncuya dönerken, Mardin taşları adeta yanar. Güneş ağır ağır inerken, minarelerden yükselen ezan, kilise çanlarının sessizliğiyle karışır. Bu anı fotoğrafla yakalayamazsınız. Bunu sadece kalbinizle saklayabilirsiniz. Mardin – Midyat Neden Bir Tur Değil, Bir Deneyimdir? Çünkü burası gezilecek bir yer değil… Hissedilecek bir yerdir. Burada her sokak bir hikâye, her kapı bir geçmiş, her taş bir hatıradır. Mardin – Midyat turuna çıkan biri, sadece Güneydoğu’ya gitmez… Bin yıl öncesine gider.